Reklam verin!
TurkBlogın tüm Bloglarında reklam verin!

Geyiklerime Güveniyorum Arkadaş

Düşünmesi basitte söylemesi inanın çok zor kendimize. Vallahi ben zar zor söyleyebildim. Hatta kolay olsun diye aynanın karşısında prova bile yaptım. Ve dün gece itibariyle kendime itiraf etme cesaretini gösterdim. Sizlerle de paylaşıyorum. Evet abi ben de Ajdar zihniyetini taşıyan bir solucan besliyorum bu bünyede. Ve biliyorum ki tüm ülkem insanıda benim gibi. Sadece kendine itiraf etmekten kaçınıyor o kadar. Sizinde yok mu sanki, nerde peydah olduğunu bilmediğiniz, içinizden erken doğumdan çıkmış çocuk kıvamında şarkılarınız? Sizinde yok mu sanki ense kökünüze indirilen bir şaplakta yere yığılma anınız? Sizinde olmadı mı dans adı altında sağa sola kaçarak garip hareketler yapma çabalarınız? Evet biliyorum; hepimizin bu ve benzer şeyler yapma potansiyelimiz, yapmak isteyipte yapmadığımız salakça davranışlarımız var. Hadi itiraf edin kendinize ve bağırın kalbinize. "Bende Ajdarım, onlarda Ajdar. Hepimiz Ajdarız." diye.

***

Peki ya Melih Gökçek. "Böyle sanatın içine tükürürüm ben." diye başlamıştı haber. Ne oluyor lan demiştim teee o yaşta? Bir 15-20 yıl olmuştur herhalde. Yaşlanmışız yav.)
O haberden yine yıllar sonra bir haber daha çıkmıştı tv ve gazetelerde. Adamın teki heykele tecavüz etmişti. Gerçi onun tecavüz ettiği heykel Melih Gökçeğin tükürdüğü heykeller gibi çıplak değildi. Benim ülkem insanım bir kere daha kendini aşmış. Hayalperestliğiyle fantezilerini aynı kaba sığdırmayı başarmıştı. Heykelde heykeldi ama. Taş gibi kadındı anlayacağınız. Melik Gökçeğin tükürüğü ile bu heykele tecavüz eden adamın durumunu karşılaştırmak gerekirse; bence Gökçek haksız arkadaş. Neden? O tecavüz edilen heykel orada olmasaydı. Bizim fantezinatör ne yapacaktı? Cevap basit. Heykel yerine bir canlıyı fantazi kölesi yapacaktı tabiî ki. Ha bu bay mı olurdu, bayan mı olurdu, hayvan mı olurdu yoksa uzaylı mı olurdu onu bilemem? Ama o heykelin orada olması bence bir işe yaramış abi.

***

Yıllar yıllar önce okuduğum kitaplardan biriydi "yüreğinin götürdüğü yere git". Okul kütüphanesine yeni alınan onca kitabın arasından Allah'ın o büyük hikmetiyle elime almış ve işkence çeke çeke okumuştum. Neden tamamını okuduğumu hala anlamış değilim ama. Yüreğimin götürdüğü yere gitmiş olmamdan sanırım. Evet, yüreğimin götürdüğü yere gittim. Piedra ırmağına. Hatta Piedra ırmağına gitmekle kalmadım. Irmağın kenarına oturup birde ağladım. Ağlamayı bitirdikten sonra yanımda getirdiğim leğeni ırmağın suyuyla doldurup doya doya çimdim. Gerçi su biraz soğuktuya neyse. Beleş su bulmuşuz abi daha ne! Lan birde yüzme bilseydim o zaman hiç çıkmazdım ırmaktan. Leğene de gerek kalmazdı hem. Ama bilmiyoruz yav işte. Bir gün, evet birgün mutlaka öğreneceğim yüzmeyi ve o zalım o hayın piedra ırmağına gidip doya doya bıcı bıcı yapacağım anasını satıyım.



Ve levki nasıl bişeymiş bu blog ya?

kurall

zaman, sana ait kaldığım yerden...

Ortaya Karışıklar

Anket

{poll_question}
{poll_answers}
{poll_button_submit}

Mazide Kalanlar

Sayaç

Şu an blogda: 2
Önceki ayın hiti: 3073
Dünkü hit: 64
Bugünkü hit: 3
Toplam hit: 22227

Diğer


AddThis Feed Button
Add to Technorati Favorites