Reklam verin!
TurkBlogın tüm Bloglarında reklam verin!

Kara Delikteki Ben

Yavaş yavaş anlamaya başladım. Biri benle kesin dalga geçiyor. Adam sanki "Bunca zaman sen hayatla dalga geçtin. Biraz da ben bunları başına sarayımda senle dalga geçiyim." diyor. Evet, evet. Kesin biri benle dalga geçiyor abi.

Kim mi, benle dalga geçmesi için gönderilen "bunlar"? Efendim izim iş yerinin bahçesini temizlemekle görevli iki kişi var. (uzun Mehmet abi ve kısa Mehmet abi). İşte o "bunlar" bu bunlar. Ben bu yazımda daha çok uzun Mehmet'ten bahsedeceğim. Diğerine İnşallah başka bir yazıda değinirim, unutmazsam tabi (unutacağımı pek sanmıyorum ya).

Uzun olan Mehmet abi Allah için çok çalışkan birisidir. Ama biraz fazla konuşkandır. Çok fazla konuşkan az oldu gibi. Çok çok çok konuşkandır. Birinci gariplik buradan başlıyor zaten. İkinci gariplikse Mehmet abinin ne konuştuğunu kolay kolay kimsenin anlayamaması. Yav bir insan altmış saniye içinde birbirinden tamamen alakasız, dinleyeni dumura uğratan dört ayrı konuya nasıl geçer? Hadi geçti diyelim. Geçtiği bu konuları nasıl anlatamamayı başarır? Hayret birşey. Kafa ütülemekten başka bir işe yaramıyor. Her gün aynı çene, ayrı konular. Bir kez daha söylüyorum. Biri benle kesin dalga geçiyor.

Mesela bu hafta içi aklımda kalan Mehmet abi sohbetlerinden biri şu. Bizim Mehmet abi ehliyet sınavına girecekmiş ve durmadan ders çalışıyormuş. Boş bir anımda beni yakaladı ve anlatmaya başladı (tabi beni hayretler içinde bırakarak. Çünkü ehliyet konusuna adam o kadar adapte olmuş ki konudan konuya geçmedi tüm sohbet boyunca).

M: Mehmet abi.
U: Umut.



M: Şimdi bak bi delik var. Kara delik.

U: Hııı, uzaydaki kara delik.

M: Yok yav. Ne uzayı? Ehliyet, ehliyet. Ben ehliyet sınavına girecem. Allah'ın izniyle başaracam. Allah bana iş vermiş aş vermiş.

U: Kara delik de vermiş sanırım?

M: Haa dur. Kara delik var. Bak şimdi.

U: Evet ama uzayda değil.

M: Yok yav ne uzayı. Ehliyet kitabında.

U: (içimden: Geliyorlar Yarabbim. Kurtar beni. Bu genç yaşta ya kara deliklere gireceğim ya da bu adamı kara kuyulara sokacağım.). Ehliyet kitabında kara deliğin ne işi var Mehmet abi ya? Git başkasıyla dalganı geç. İşim gücüm var.

M: Yav bi dur. Vallahi kitapta kara delik var. Zifiri karanlık. Simsiyah.

U: Allah bilir, kapkaradır o kara delik.

M: He yav. Bak sende biliyon. Bi de bilmiyom ayağına yatıyon.

U: Yok abi, bilmiyorum. Sen söyledin öyle haberim oldu. Hadi anlat biran önce kara deliğini de, bende işime bakıyım .

M: Şimdi bak kitapta bir kara delik var. Tamam mı? Bu kara delik aslında yol. Düz, bildiğin araba yolu işte.

U: (içimden: kara delik=araba yolu. Mantık deliymiş ama. Gerçi bu adamda mantık ne arar ya neyse). Heee tamam, anladım. (Anlamışımdır herhalde.)

M: Bu araba yolunda, sen arabanda duruyon tamam mı?

U: Tamam duruyorum. Nasıl olsa bedava. ( yavaş yavaş geliyorlar.)

M: Hee bedava canıımmm. İstediğin kadar dur. Kim karışır ki. Şimdi bu yolda sen arabanla duruyon ya. Arabanı çalıştırıp gider misin gitmez misin? Ne yaparsın?

U: Canım beklemekten sıkılırsa giderdim herhalde.

M: Yooooo. Yanlış yaptın bak giderek.

U: Niye ki? Bedava dedikse ömür boyunca yol kenarında kalacak değiliz ya.

M: Yok yav, ondan değil. Şimdi o yol karanlık ya.

U: Hee

M: Yolun ortasında eğer çizgi varsa gidebilirsin. Hani kısa kısa çizgi oluyor ya yolun ortasında, ondan. Ama eğer kısa çizgi yoksa kalacaksın, gitmeyeceksin.

U: Diyelim ki orda beklemek beleş değil. Paramda yok. Yol karanlık. Ortada çizgide yok. Gidemeyecem mi şimdi ben?

M: Gidemezsin. Kalacan orda. Kitapta öyle yazıyo. Kanun bu, kanun. Her istediğini yapamazsın. Bakkaldan orkid alırmış gibi her istediğini yapamazsın. Yol karanlık. Çizgide yoksa gidemezsin.

U: Yav Mehmet abi git işine ya. Bak dalga geçiyorsan tamam geçtin. Hadi işine git. Bak kızacaklar sonra, işini yapmıyorsun diye. Hadi abi hadi.

M: Bilemedim diye kızdın değil mi? Ben biliyom. Alacam ehliyeti bak.

U: Yav abi bilmemekle alakası yok. Ama hadi işine bak. Tamam ehliyeti de alırsın sen. Üstüne kamyonda alırsın. Hadi abi hadi.

M: Kızma yav. Sende öğrenirsin, ben öğretirim sana, ehliyet alacağın zaman.

U: Yaaa abi ben ehliyet almam artık. Niye alıyım ki. Kara delikten gidip orkit mi alacam sanki? Hem bakkalın kısa çizgisi de yok tamam mı? Gidemem. Ben gidiyorum. Ver şu süpürgeyi. Sende geç şu masanın başına. (ve bünyemin tamamen iflas ettiği an).

M: Yav olur mu? İşimi elimden mi alacan? Sende açık gözsün haa.

U: Ben gidiyorum Mehmet abi. Soran olursa Bursa'ya okey oynamaya gitti dersin. Hadi sana iyi geceler.



Dedim ve koşar adımlarla iş yerimi terk ettim. Allahtan öğle tatiliydi de çıkarken kimse sormadı "nereye gidiyorsun?"diye. Deli bir gündü o gün benim için. İşte bizim Mehmet abi böyle bir şey. Gülsem gülemiyorum, ağlasam ağlayamıyorum. Kızmaya da kıyamıyorum, çünkü çok temiz kalpli bir insan. Arada kalıyorum böyle işte. Ama dediğim gibi onu kesin biri benim başıma musallet etti. Acaba eski kız arkadaşım mı? Yoksa ev sahibim mi? Yoksa, yoksa aman Allahım CIA!!!




Yorum yazın

  • shocked
  • smile
  • evil
  • grin
  • question
  • lol
  • rolleyes
  • mad
  • wink
  • razz
  • confused
  • redface
  • cool
  • suprised
  • cry
  • sad

captcha

Blog Hakkında

kurall

zaman, sana ait kaldığım yerden...

Sayaç

Şu an blogda: 1
Önceki ayın hiti: 1830
Dünkü hit: 49
Bugünkü hit: 5
Toplam hit: 8996

Diğer


AddThis Feed Button
Add to Technorati Favorites